BEL AĞRISI DEYİP GEÇMEYİN!

Ağrı insanlığın var oluşundan itibaren başlar. Bu ağrının nedeninin bulunması ve başarılı bir şekilde tedavisi binlerce yıldır hekimlerin en büyük uğraşısı olmuştur. Unutmadan hekim her zaman vardı. Bu bazen büyücü bazen bir şaman bazen de bir iyileştirici olmuştu. Usta-çıraklık tarzında hekimlik 1200 yıldan fazla süredir var. Bilimsel anlamda eğitim alarak, sebep sonuç bağlantılarını irdeleyerek yapılan hekimlik ise son 600 yıl içerisinde söz konusu.
Ağrı her nasıl olursa olsun yüzyıllar içinde ona yaklaşım hep birbirinden farklı oldu. Ortaçağda ağrı bir cin çarpması olarak yorumlanırken, eski Mısırda ise ağrılara daha rasyonel bir şekilde bakılıyordu. Çin’ de ağrılara karşı vücuttaki birbirinden farklı 365 noktaya metal iğneler batırılarak akupunktur yapılıyordu.


 BEL AĞRISI ÇOK SIK RASTLANAN BİR HASTALIK MIDIR?


Evet bu anlamda bazı verileri sizlerle paylaşmak isterim.
1.    Tüm dünyada nüfusun % 60-90’ı yaşamlarının bir döneminde bel ağrılarından yakınır. 20 yaşın üzerindeki nüfusun % 14’ ü yaşamlarında en az bir kez 2 hafta kadar yatmayı gerektirecek şiddette bel ağrıları geçirmektedir.
2.    50 yaşına gelenlerin  % 85’i yaşamlarının herhangi bir döneminde mutlaka bel ağrısı çekmiştir. İnsan ömrü giderek uzadığına göre bu sıklığın önümüzdeki yıllarda artacağı muhakkaktır.
3.    İlk defa akut bel ağrısı geçirenlerin % 38’i aynı yıl içinde ikinci bir atak geçirir. Ağrısı kronikleşmiş olanların ise % 81’inde o yıl içinde başka bir akut ağrı atağı geçirir.
4.    ABD’ de 1970-1981 yılları arasında genel toplumda bel ağrısı görülme oranı % 125 oranında artmış. Bundan dolayı sakatlık oranı ise % 140 oranda artmıştır. Almanya’ da yapılan bir çalışmada kas ve iskelet sistemi hastalıklarının diğer tüm hastalıklara oranının diğer tüm hastalıklara kıyasla en önde olduğu bulunmuştur.
5.    1993’ de Almanya BEL AĞRILARINI bir meslek hastalığı olarak kabul etmiştir.
6.    ABD’de 5 milyon kişide bel ağrısı olduğu ve bunlarla ilgili olarak iş gücü kaybı, tanı, tedavi ve tazminat ve harcamalardan dolayı20 milyar $ civarında bir harcama olduğu bildirilmektedir.
7.    Bel ağrıları tekrarlayan doktor ziyaretlerinin en önde gelen nedenlerinden birini oluşturmakta ve bel cerrahisiyle birlikte hastaneye yatışların 5. sırada en büyük sebebi olarak bildirilmektedir.
8.    Hamilelerde bel ağrısı oldukça yaygındır ve hamilelik sayısı arttıkça bel ağrısı eğilimi artmıştır.
9.    Evli hastaların bekar olanlara oranla daha çabuk işe döndüğü gözlenmiştir.
10.    İsveç’te erken emeklilik nedenlerinden % 25’i bel ağrısıdır. ABD’ de işçi toplumunun % 2’ si bel ağrısı nedeniyle her yıl malülen emekli olmaktadır.
Evet, son saptama da ülkemizden; Dünya sağlık teşkilatının ülkemizde yaptığı kapsamlı araştırmada tüm hastalıklar içerisinde en sık rastlanan şikayet BEL AĞRISI olmuştur(2004)

BEL AĞRISININ SIKLIĞI NEDEN ARTIYOR?

Sebep, modern çağın gerektirdiği günlük yaşam koşulları. Artık işimiz gereği daha çok oturuyoruz. Böylece adalelerimiz ve beldeki bağlarımız zayıflıyor. Omurgada diskler üzerine binen yükler artıyor. Bu şekilde hep oturarak yaşamı sürdürürsek belki binlerce yıl sonra giderek vücudumuz evrimsel bir başkalaşım geçirecek. Şu nedenleri iyice değerlendirmek gerek.

  • Yaş  : 35-50  yaş arasında bel ağrısı daha yaygın ve  erkeklerde 2 kat fazla
  • Boy  : Uzun boy ağrıya yatkınlığı getiriyor. Erkeklerde 180 cm, kadında 170 cm üstü riskli denebilir.
  • Şişmanlık : Fazla kilolar bel sorunlarına eğilimi artırır.
  • Omurilik kanalının yapısı :  Kanalın dar yapıda olması
  • Sigara kullanımı :  45 yaşın altında sigara içenlerde bel ağrısı sıklığı artmaktadır. Sigaranın kronik öksürüğe yol açarak omurlar arasındaki disk içi basıncını yükselttiği omurga kan akımını azaltarak diskin yetersiz beslenmesine neden olduğu biliniyor.
  • Ailesel yatkınlık :  Aile bireylerinin herhangi birinde “Bel Fıtığı” mevcutsa
  • Bazı meslekler : Masa başı işler, hiç durmaksızın ağır kaldırması söz konusu olan işler  (inşaat işçisi), omurga üzerine vibrasyonlu yükler bindiren meslekler (devamlı araba kullanan otobüs ve kamyon şoförleri), ağır hastaları kaldırmak zorunda olan sağlık personelleri ( özellikle hemşireler) kendisine dikkat etmeyen ev kadınları (dikkatsiz hareketler yapmaları ve sıcaktan soğuğa ani geçişler nedeniyle)
  • Bazı sporlar ( basketbol, beyzbol, golf, futbol, güreş, halter, kürek çekme)
  • Tekrarlayan hamilelikler

BEL AĞRISI NEDENLERİ

Bel ağrısının nedenlerini 2 ana başlıkta toplayabiliriz.
A)    Omurga Kaynaklı Bel Ağrıları
B)    Omurga Dışı Bel Ağrıları

A)  Omurga Kaynaklı Bel Ağrıları
1.    Metabolik  (osteoporoz, osteomalasi, gut hastalığı
2.    Romatizmal
3.    İnfeksiyoz
4.    Tümöral  (selim, habis, metastatik)
5.    Diskojenik  (bel fıtığı, bel kayması, omurga kanalı darlığı)
6.    Adalesel  (bel adale ve bağları gerginliği)
7.    Doğumsal omurga anormallikleri
8.    Travmalar ( düşme ve çarpmalar )
9.    Omurga eğriliği (skolyoz )
10.    Kireçlenmeler (Dejeneratif eklem romatizması)

B) Omurga Dışı Bel Ağrıları
1. Kadın hastalıkları
2. Midse ülserleri
3. Aort anevrizması
4. Böbrek taşı
5. Prostatit
6. Safra kesesi taşı
7. Pankreatit

BEL AĞRISINDA TANIYA NASIL VARILIR

Tanının ilk basmağı hastanın sorgulanmasıdır. Tüm detaylarıyla ağrılar geçmiş sorunlar konuşulmalıdır. Daha sonra ayrıntılı bir kas eklem sistemi ve omurga muayenesi yapılır ve sonuçlar belgelere kaydedilir. Bunu takiben durumu daha da netleştirmek için uygun bir görüntüleme yöntemine başvurulur. Aslında mekanik kaynaklı bel ağrılarında standart röntgen grafileri sıklıkla normal çıkar (% 65). Pozitif bulunan bu filimlerde aksine bu kişilerde herhangi bir ağrı yakınması yoktur. 35 yaş üzeri erkeklerin % 65’de, kadınların % 52’de direkt filimle tespit edilen disk dejenerasyonu bulgusu varken bunların ancak % 13’de ağrı yakınması söz konusudur.

Tanıda Emar (MR) her şeyi gösterir mi?
Hiçbir şikayeti olmayan genç kadınlarda Emar ile %10 bel fıtığı, %45’ inde ise omurgalar arasındaki disklerin bulunduğu yerden dışarı doğru taşması (bulging) görülür. Hiçbir yakınması olmayan 60 yaşın üstündeki kişilerde yapılan bir çalışmada ise % 57 oranında Emar’ da muhtelif bozukluklar görülmüştür. O halde sadece MR ile konulan tanılar yanlış veya abartılmış olabilir.

BEL AĞRISINI NASIL TEDAVİ EDİYORUZ?

Hastalar bize ya akut dönem dediğimiz sorunların alevli olduğu dönemde yada   kronikleşmiş bir bel ağrısı döneminde gelirler.
Akut Dönemde Tedavi
Yatak istirahati: Her hastanın rahat ettiği gevşediği pozisyonu korumak ilk prensiptir. Bazen dik durmak veya sırt üstü dizler bükük yatmak en iyi pozisyon olabilir. Yatakta yatış süresi ortalama 7 gündür. Bu sürenin 10 günü geçmemesi tercih edilmelidir. Yatakta yatma kadar yataktan kalkmada son derece önemlidir. Hasta yatakta önce kollar yardımıyla yan dönmeli ve dizini bükük duruma getirerek oturmalıdır. Ayaklar yere değdiğinde öne doğru yavaşça eğilmelidir. Daha sonra gövdeyi doğrultarak ayağa kalkmalıdır.
            İlaçlar : Ağrı kesiciler-adale gevşeticiler-romatizma  
            Gidericiler ya ağızdan yada enjeksiyon yoluyla kullanılırlar.
            Mide sorunu olanlarda fitil veya bazen merhemler tercih
            edilebilir. Bazen ağrılı olan bölgeye yani bel çevresine lokal
            enjeksiyonlar da yapılabilir.                    
Fizik Tedavi : Omurgalar arasında sıkışmış sinirleri rahatlatmak amacıyla çekme tedavisi(traksiyon) yüzeyel
ve derin ısı tedavileri ( infraruj ve ultrason-radar tedavileri) elektrik akımları ( tens-interferens vakum tedavileri)
Biofeed-back ve Manyetik alan tedavileri yapılmaktadır.
Korse Tedavisi : Akut bel ağrılarında korseler hareketleri kısıtlar ve sınırlar.  (Yan hareketlerini % 50, rotasyonlarını % 30, ön arka hareketleri % 60 oranda kısıtlar).İstenmeyen ani  hareketlerin  iyileşmeyi engelleyeceği ve doku tamirini bozacağı unutulmamalıdır. Korseler; beli sıcak tutar, emniyet hissi verir. Hastaya hastalığını hatırlatarak bir nevi  uyarıcı görevi görür. Beldeki deformiteyi düzeltir ve önler. Beli stabilize eder. Bele binen dikey yükleri alır. Karın içi basıncını artırarak belin yükünü % 25-30 oranda azaltır.Böylece disk içi basıncı azalır, gövde ve sırt kaslarının etkinliği artar ve buna bağlı beldeki ağrı azalır.
Belin kavisini azalttığı için omurilik kanalı ve sinir kanalları beldeki faset eklemlerinin arasını açar böylece diski rahatlatır.

Bel Korseleri Uzun Süre Kullanılıyorsa Deride bası yaraları oluştururlar. Sırt adalelerinde ve bağlarında yetersizlik yapar.Bazı kişilerde fiziki ve psikolojik bağımlılık yapar. Karın içi basınç artınca solunum kapasitesi % 10 azalır, baskı nedeniyle bacaklarda varislerin ve hemoroidlerin artmasına neden olur.