Özel Pendik Bölge Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü, hastalık ya da yaralanma nedeniyle hareket ve fonksiyon kaybı gelişen kişilerin eski haline getirilmesini sağlayan, deneyimli uzman hekim ve fizyoterapistlerden oluşan bir birimdir.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümümüzde uygulanan uygulamalar;

1-  İNFRARUJ IŞINLARI   
2-   SICAK PAKETLER
3-   PARAFİN - TEDAVİSİ
4-   ULTRAVİYOLE IŞINLARI
5-   LAZER  IŞINLARI
6-   ULTRASON TEDAVİSİ
7-   KISA DALGA VE RADAR
8-   ELEKTROTERAPİ
9-   OMURGA TRAKSİYONU
10- SOĞUK TEDAVİ
11- MANYETİK ALAN
12- LENF DİRENAJI
13- MASAJ

 

1-İNFRARUJ IŞINLARI

 Etki mekanizması: İnfraruj ışınlarının vücutta meydana getirdiği etki sadece sıcaklıktan ibaret olmayıp bununla başlayan ayrıca bir biyolojik etkinin de olduğu unutulmamalıdır. Bunlar; uygulandığı alanda damarlarda genişleme çevre sinir uçlarında uyarılma, biriken toksinlerin terleme ve böbrekler yoluyla atılması ve sorunlu dokuların kendilerini tamir kabiliyetinde artma şeklinde özetlenebilir.

KULLANILDIĞI HASTALIKLAR: Eklem dışında ve iltihapsız eklem romatizmalarının çok ağrılı ve alevli seyreden başlangıç dönemlerinin haricinde infraruj uygulanabilir. Düşme, çarpma, kaza gibi travmalardan sonra ve kireçlenmelerin yine alevlenme göstermeyen dönemlerinde, adalelerin ağrılı spazmlarında oldukça etkin sonuçlar almak mümkündür. Bel ve boyun fıtığı başta olmak üzere çeşitli omurga hastalıklarında gerek yalnız başına gerekse diğer tedavi işlemleriyle beraber ve genellikle onlardan önce infraruj uygulamaktayız. Ayrıca masaj, traksiyon, maniplasyon gibi yapılacak bir tedavi öncesinde hastanın adale ve eklemlerini gevşeterek diğer tedavilere hazırlamak için infraruj ışınlarına başvurmaktayız.

KULLANILMAYACAĞI ALANLAR: Mikrop kapmış ve açık yaraların üstüne, sıcaklığa tepki veren bünyelerde, çok yüksek tansiyon ve kalp hastalıklarında, kanserli bölgelerin üzerine, lokal his kusurları damar dolaşım bozukluğu olan hastalara uygulanmamalıdır.
 
UYGULAMA ŞEKLİ: İnfraruj ışınları üreten cihazlar uygulama sırasında hastadan en az 30-40 cm. uzaklıkta olmalıdır. Tedavi için verilen sıcaktan rahatsız olunması aşırı terlenmesi veya aksine hiç hissedilmeyecek düzeyde oluşu bir yanlışa işaret eder. Hastaların bu sırada hoşa gidecek tatlı bir sıcaklık hissetmeleri ideal olanıdır. Tedavi süresi 15-25 dakika arasında olmalı uygulama bittikten sonra ortam uygun değilse hastanın örtülerek korunması sağlanmalıdır. Uygulama seanslar halinde ortalama 15-20 defa olabilir.

 


2- SICAK PAKETLER (HOT PACK)

İnfraruj içeren çeşitli şekillerde sıcak paketler fizik tedavide yaygın olarak kullanılmaktadır. Eskiden tedavi amacıyla termofor denilen sıcak lastik paketler kullanılırdı. Şimdi, içine silikat jeli doldurulmuş bazı plastik ya da su sızdırmayan kumaş torbalar kullanılmaktadır. İçindeki kimyasal madde ısının uzun süre kaybolmadan kalmasını sağlar. Bu sıcak paketler tıpkı infaruj lambaları gibi etkileri daha yüzeyel dokularda kalır. Buna rağmen ağrının kontrol edilmesinde yardımcı olur, adaleleri gevşetir ve hastaları oldukça rahatlatır. Bazı fizik tedavi uygulamaları öncesinde (traksiyon, egzersiz, masaj vb.) yapıldığında daha verimli sonuçlar alınmaktadır.

KULLANILDIĞI VE UYGULANMADIĞI ALANLAR: Bu işlem infraruj ışınlarından farklı olmadığından kullanılma alanları ve yasaklandığı yerler de aynı şekildedir.
 
UYGULAMA ŞEKLİ: Uygulama süresi 10-30 dakika arasındadır. Toplam seans adedi 15-20 defa olabilir. Ayrıca cilt üzerine bırakılan bu paketin üzeri havluyla örtülerek sıcak uygulamanın azalmadan daha da uzun süre devam etmesi amaçlanır. Kuşkusuz dayanılmayan sıcaklıklar ciltte bazı yanıklara ve tedavini aksamasına yol açabileceğinden bunlardan kaçınılması gerekmektedir.


3-PARAFİN TEDAVİSİ

Isıtılan su mevcut sıcaklığını çok uzun süre devam ettiremez. Bu nedenle ısısını daha uzun süre devam ettirebilen bir madde olan parafini tedavide kullanmaktayız. Yüzyıllardan beri bu veya buna benzer ısıtılmış ve sıcaklığını muhafaza eden maddeler tedavi amacıyla kullanılmaktadır. Bazen içine farklı maddeler katılarak etkenlik artırılır. Fango uygulamaları (yapay çamur ) ve doğal çamur tedavisi de benzer şekillerde etkisini gösterir.
Etki mekanizması: Parafinin ısısının tedavi etkisi diğer sıcak uygulamalardan farklı değildir. Hücre seviyesindeki dolaşımı artırmak bu suretle dokuların kendini yenilemesine imkan vermeyi sağlayan bir tedavidir.

UYGULAMA ŞEKLİ: Isıyla eriyik hale gelen bu madde doldurulmuş bir kabın içerisine el ayak gibi dokuların batırılmasıyla yapılan bu tedavide meydana gelen ısıyı muhafaza etmek için bir eldivenle sarmak gerekir.

KULLANILDIĞI HASTALIKLAR: Tedavisinde parafini en çok tercih ettiğimiz hastalık el parmaklarında rastlanan kireçlenme (Heberdan Artrozu) hastalığıdır. Bunun dışında yine el ve ayaktaki iltihapsız eklem, adale ve bağ dokusu romatizmaları parafin tedavisinin başarıyla uygulandığı hastalıklardır. Sürme şeklinde uygulanan parafin ise daha geniş alanlarda yapılacak tedavilerde veya bir sonra yapılacak diğer fizik tedavilere hastayı hazırlamak için tercih edilir.

KULLANILMAYACAĞI ALANLAR: Parafin iltihaplı eklem romatizmalarının aktif dönemlerinde yapılmamalıdır. Bunun dışında açık yaralarda, tümörler ve damarsal bazı hastalıklarda uygulanmaz.


4- ULTRAVİYOLE IŞINLARI

Genel olarak güneş bir ultraviyole (mor ötesi ) ışını kaynağıdır. Gerçi bizim tedavide kullandığımız biraz farklı elektromagnetik dalga boyundadır ama temel etki işlevleri tamamen birbirine benzer. Güneş ışınlarının insan organizması üzerine yararlı etkileri asırlar önce gözlenmiş olduğundan bunun olmadığı şartlarda yapay olarak nasıl oluşturulacağı uzun çalışmalardan sonra ortaya çıkmıştır. “Güneş giren eve doktor girmezmiş “ özdeyişi gereği bu imkandan yoksun olan ülkelerde sadece tedavi amacıyla değil yapay güneşlenme amacıyla da kendine geniş bir uygulama alanı bulmuştur.
Etki mekanizması: Bu ışınların vücuttan içeri doğru girme yeteneği oldukça sınırlıdır. Birkaç milimetreden fazla olmayan bu geçiş en ufak bir engeli bile aşamaz. Kumaştan, kağıttan hatta camdan bile geçemez. O yüzden camın arkasından gelen güneşin tedavi edici değeri yoktur. Pencere camlarından geçen sadece güneşin sıcaklığıdır. Cilde gelen ultraviyole ışınları fotokimyasal bazı olayları başlatır. D vitaminin ön maddesiyle karşılaştığında onu vücut için gerekli olan vitamin D’ye dönüştürür. Kuşkusuz bu işlemin uzun sürmesi fayda değil ciddi zararlar meydana getirebilmektedir.

Ultraviyole yapılması sırasında cilt dokusundaki pigmentasyon (renk değiştirme) istenmeyen bir sonuç olmakla beraber sadece bu amaçla yani bronzlaşma için ultraviyole uygulamaları yaptıran çok kişi vardır. Bunun dışında UV ışınları bazı kan hücrelerinin sayı ve etkenliğinin artmasında, ortamdaki mikropların öldürülmesinde ve bağışıklık sisteminin aktive olmasında önemli katkılar sağlamaktadır.
 
KULLANILDIĞI HASTALIKLAR: Kalsiyum ve kemik metabolizması ile ilgili hastalıklarda ultraviyole seçkin bir tedavidir. Osteoporoz (kemik erimesi) çocuklarda görülen raşitizm ve Paget hastalığında UV tedavisi kullanılmaktadır. Sedef hastalığında özel ultraviyole üreten araçlar (PUVA) tedavinin önde gelen bir şeklidir. Çeşitli kronik hastalıkların nekahat dönemlerinde, bazı kireçlenme ve romatizmalarda, nadir rastlanan bazı cilt hastalıklarında tercih edilmektedir. Yüksek dozla fakat lokal olarak uygulanarak bazı sinir ucu rahatsızlıklarında inatçı siyatiklerde, kapanmayan yaralarda ve uzun süre yatakta yatma sonucu oluşan baskı yaralarında ultraviyole çok başarılıdır. Ameliyathanelerde ortamı sterilize etmek amacıyla ve içme sularının temizlenmesinde kullanılır. Bronzlaşma amacıyla kullanımı ise en yaygın olanıdır.

KULLANILMAYACAĞI ALANLAR: Aktif akciğer tüberkülozu, ağır böbrek karaciğer ve kalp yetmezlikleri, tiroid bezinin aşırı çalışması, lupus eritematozus (ilerleyici bağ dokusu romatizması), kontrol edilemeyen diyabetler ve bazı farklı cilt hastalıklarında ultraviyoleden kaçınmak gerekir. Ayrıca tedavi amacıyla bazı ilaçları alanlar (altın tedavisi sırasında), ultraviyole ışınlarından bir başka deyişle güneş ışınlarının altında dolaşmaktan menedilmelidir.

UYGULAMA ŞEKLİ: Ultraviyole ışınları tedavi amacıyla kullanılacak her hastada uygulamadan önce ışına toleransın ölçülmesi şarttır. Ancak bundan sonra sağlıklı bir çalışma yapılabilir. Başlangıç tedavi süresi her gün artırılarak 10 günde istenen düzeye ulaştırılır. Tedavi adedi ortalama 10 ila 20 defa olabilir. Tedavi sırasında uygulama yapılacak alanın çıplak ve olabildiğince kuru olmasına dikkat edilmelidir.


5- LAZER IŞINLARI

Tıpta lazerin kullanılması son 40 yıldan beri gündemdedir. Gücü artırılmış bu ışınlar sadece tıpta değil teknolojinin birçok evresinde kullanılmakta ve her geçen gün geliştirilmektedir.
Etki mekanizması: Hücrelerin metabolizmalarında olumlu değişiklikler yaparak kendi kendilerini onarma yeteneğini sağlamakla beraber uygulama alanlarında sinir uçlarında kısa zaman içerisinde bazı olumlu değişikliklere yol açmaktadır.

KULLANILDIĞI HASTALIKLAR: Bugün için hem bazı hastalıkların tanısında hem de tedavisinde kullanılan bir yöntem olan lazer aynı zamanda fizik tedavi amacıyla da kullanılmaktadır. Sinir uçları seviyesinde çalışma yapılması gereken hastalıklarda, akupunktur tedavisinde, estetik amaçlarla lazer tedavisine başvurmaktayız.

UYGULAMA ŞEKLİ: Fizik tedavide kullanılan lazerler daha düşük güçte olsalar bile, bu ışınları kullanırken gözün zarar görmemesi için hem hastanın hem de doktorun kullanacağı özel gözlüklere gereksinim vardır. Lazer infekte ve açık yaralarda, iltihaplı romatizmalarda, travmaların akut dönemlerinde kullanılması sınırlanmıştır.

 

6- ULTRASON TEDAVİSİ

 Ultrason meydana getirdiği ses dalgalarının titreşmesi sırasında ısı oluşturan bir tedavi olup hem ısıya bağlı hem de biyolojik kaynaklı etkiler ortaya çıkarır. Kan hücreleri başta olmak üzere ultrason uygulanmasından sonra oluşan hücresel aktivasyon, damarların kendini genişletmesine ve lokal olarak bağışıklığın artmasına yol açacak bir metabolik hızlanmayı başlatır. Böylece, sadece hücresel düzeyde oksidasyonu artırmakla kalmaz, damar dolaşımını da artırarak hastalanmış dokuların kendi kendini tamir etmesi sürecini hızlandırır. Sinir uçlarına etki ederek ağrı duyusunun daha az algılanmasına, adalelerin gevşemesine ve daha önce çeşitli nedenlerle beslenme güçlüğü çeken doku ve organların daha verimli çalışmasına yol açarak hastayı rahatsız eden çeşitli sorunları en aza indirger. Diğer dokuları daha hızlı geçerek kemiklerde yoğunlaşabilmesi bunlara yönelik tedavi alanlarını da genişletmektedir.

KULLANILDIĞI HASTALIKLAR: Başta çeşitli adale ve eklem hastalıklarını söyleyebiliriz. Fibromiyalji, ağrılı adale spazmları, travma veya ameliyat sonrası dokularda meydana gelen şekil bozuklukları, çeşitli eklem kireçlenmelerinde ve elde meydana gelen Dupuytren kontraktürü olarak isimlendirilen bir romatizmada etkin şekilde kullanılmaktadır. Ayrıca romatizmaların iltihaplı olmadığı dönemlerde, Südeck atrofisi (genellikle sıkmış alçılardan sonra başlayan kemik ve adalelerde erimeye yol açan ilerleyici bir hastalık) sinir dokularındaki çeşitli bozukluklarda (nörit, nöropati v b) tercih edilir. Bel ve boyun fıtığı başta olmak üzere çeşitli omurga hastalıklarında ve özellikle bambu hastalığı olarak isimlendirilen ankilozan spondilit’li hastalar ultrasondan çok yararlanırlar.

KULLANILMAYACAĞI ALANLAR: Bacaklardaki damar dolaşımı bozukluklarında, romatizma ve kireçlenmelerin akut ve iltihaplı dönemlerinde, açık ve enfekte yaralarda, kanserli dokular üzerine ultrason uygulanmaz. Bazı iç organlar civarına ultrason uygulamaktan kaçınmak gerekir.

UYGULAMA ŞEKLİ: Ultrason aygıtlarında bu gücü iletmeye yarayan başlıkları vardır. Giderek küçülen ve yetenekleri artırılan bu başlıklar terapist tarafından sorunlu dokular üzerinden elle gezdirilmektedir. Uygulama sırasında ses dalgalarının hastalıklı dokular arasındaki ideal iletişimini sağlamak için silinebilen jeller kullanmaktayız. Bazen el ayak parmakları gibi dokularda uygulama zorluğu olması nedeniyle su dolu bir kap içerisinde bu bölgelere ultrason yapmaktayız. Tedavi süresi her seferinde 8-15 dakika arasında değişir. Bunun süresi ve akım şiddetini uygulanacak yeri ve başlığın dolaştırılma tarzını hekim belirler. Toplam seans adedi ortalama 15-20 defadır.

7-KISA DALGA VE RADAR TEDAVİSİ (DERİN DİYATERMİ)

Bu amaçla dalga boyları birbirinden farklı fakat uygulama şekilleri birbirine benzer 2 değişik tedavi yapılmaktadır. 20.yüzyılın başlarında Tesla ve d’Arsonval tarafından bulunmuş bu uygulama geçen zaman içerisinde daha geliştirilerek etkin bir fizik tedavi uygulaması haline getirilmiştir. Elde edilen elektromagnetik dalgalar özel başlıklar halinde istenilen dokuya tatbik edilirler. Hemen hemen vücudun birçok bölgesine uygulanmaktadır.
Kısa dalga diyatermi: Dalga boyları 6-11 metre frekansı 30-50 megasikl arasında olan bu tedavinin en önemli özelliği birçok dokuyu atlayarak daha derinlerde bulunan dokularda yoğunlaşabilmesidir. Uygulama sırasında ortamda oluşan ısıya bağlı olarak termal ve ayrıca ısının etkisinden bağımsız biyolojik etkileri söz konusudur. Isı artışıyla küçük kapiler damarlarda genişlemesiyle beslenmesi bozulan dokuların kendini tamir kapasitesinde artma olmaktadır. Bu şekilde birçok hastalığın tedavisi mümkün olmaktadır.

Radar (mikrodalga) diyatermi: Dalga boyu oldukça kısa (12-69 cm) olan bir elektro-magnetik tedavi yöntemidir. Diğer yöntemin kullanıldığı yerlerde kullanılmakla beraber etkisi nispeten daha yüzeydeki dokulardır.

KULLANILDIĞI HASTALIKLAR: Kronik bazı iltihapların tedavisinde diyatermi faydalı sonuçlar vermektedir. Bu nedenle kronik sinüzit, kadınlarda yumurtalık iltihapları, kronik prostatit gibi yapılan tedavilere rağmen direnen hastalıklarda kısa dalga tedavileri ümit verici sonuçlar vermektedir. Her çeşit kireçlenmenin ve iltihapsız romatizmaların tedavisinde oldukça etkin sonuçlar alınmaktadır.

KULLANILMAYACAĞI ALANLAR: Akut iltihaplı hastalıklar, bakteriyel enfeksiyonlar, tüberküloz ve kanserli dokular üzerine yapılamaz. Açık yaralar, his kusurları, damar tıkanıklıklarında uygulanmamalıdır.

UYGULAMA ŞEKLİ: Radar uygulaması alçı üzerinden yapılamaz. Uygulama yeri ıslak olmamalıdır. Ayrıca her 2 diyatermi yönteminde de uygulama sırasında çevredeki madeni nesneler uzaklaştırılmalıdır. Süre 10-20 dakika seans adedi de 15-20 defadır. Elektrodlar hastanın ağrılı bölgesine göre seçilir.


8 ) ELEKTROTERAPİ

Değişik tipte elektrik akımları tedavi amacıyla kullanılmaktadır. Eskiden kullanılan birçok akım çeşidi terkedilmekle beraber yeni bulunan akımlar fizik tedavi amacıyla başarıyla hastalara uygulanmaktadır. Her geçen gün daha etkin bir akım şekli veya akım şekillerinin kombine kullanımı söz konusu olmaktadır. Hastalığın çeşidine, hastadaki sorunun yeri ve büyüklüğüne göre elektrik akımlarının tercihleri yapılmaktadır.   
a)    Galvano-faradi-diyadinami akımları: 1789 tarihinde Galvani tarafından yapılan bir deneyle başlayan elektrik akımlarının canlılar üzerinde etkisini ortaya koyan bu serüven her geçen gün gelişerek günümüze kadar devam etmiştir. Tedavide kullanılan ilk akımlar doğru akım olarak nitelendirilen salınımsız akımlardır. Uzun yıllar bu amaçla oldukça büyük piller kullanılmış fakat zamanla geliştirilerek şehir cereyanları ile de bu akımlar elde edilmiştir. Uygulama yerinde kırmızılık (hiperemi ) ile kendini gösteren bir reaksiyon meydana getiren galvanik akımlar 1920’li yıllardan itibaren çok yaygın bir şekilde kullanılmıştır. Günümüzde kullanımı biraz sınırlanmakla beraber bazı sinir uçları rahatsızlıklarında, kemik ve damarların etkilendiği hastalıklar olan Südeck ve Raynaud hastalığında, kronik romatizmalarda halen kullanılmaktadır. İçi su dolu özel küvetler içerisine galvanik akım vermek suretiyle yapılan banyolar uzun dönemlerde en seçkin tedavilerden biri olarak özellikle aşırı yorgunluk durumlarında ve yaygın cilt ve eklem rahatsızlıklarında kullanılmıştır. Su içerisine bazı kimyasal maddeler atarak içine el ve ayak gibi organları sokarak gerekirse kimyasal madde eritilmiş ve ıslatılmış süngerleri sorunlu bölgeler üzerine yerleştirerek tedaviler yapılmaktadır. Faraday’ın 1831 yılında elektrik akımın etkileri üzerinde yaptığı araştırmalar onu zamanla kendi ismiyle anılan bir akım olan Faradik akımı bulmasıyla sonuçlandı. Özellikle herhangi bir nedenle hareketsiz kalan bir adalenin yeniden çalıştırılmasında, yeni geçirilmiş bir travmanın dokularda meydana getirdiği sorunların çözümünde etkin bir yöntem olarak uzun yıllar dikkat çekmişti. Yine akım verilip de hareket sağlanıyorsa olayın felç olup olmadığının kararı verilmekteydi.
    
b)    Diyadinami akımları ise 30 yılların sonuna doğru ortaya çıkan salınımlı akımların kombinasyonu olan bir akım şeklidir. Uzun yıllar etkin tedavi yöntemlerinden biri olarak gündemde kaldı. Günümüzde değişik tür akımları kapsayan kombine elektroterapi uygulamaları yapılmaktadır. Hastanemizde son teknoloji örneği olan bu gibi tedavi araçlarını kullanmaktayız.
c)    İnterferens vakum tedavisi: Birbirinden farklı salınımları (frekans) olan elektrik akımlarının birbirlerine karıştırılmasıyla elde edilmiş akımlara interferens (girişim) akımları denilir. 40’lı yıllardan beri başarıyla kullanılmakta olan bu akım özellikle beslenmesi bozulmuş dokuların ve özellikle adalelerin tedavisinde tercih edilir. Çocuk felci salgınlarında yaygın bir şekilde kullanılmış şimdi hem adale ve sinir uyarıcı hem de ağrı kesici özelliğiyle günümüzde de halen seçkin bir tedavi olarak kullanılmaktadır. Akım uygulamasının yanı sıra uygulama başlıklarına yerleştirilen vakum tertibatı ile dokularda masaj etkisiyle ayrı ve güçlü bir etkinlik daha elde edilebilmektedir.

d) TENS AKIMLARI
70’li yılların sonunda ortaya çıkmış bu akım günümüzde diğer tüm akımlar içerisinde en popüler akımlardan biri olmuştur. Titreşim şeklinde kendini gösteren TENS akımlarının dozu biraz daha artırılırsa kaslarda kasılıp gevşeme şeklinde hareketlere neden olur.
KULLANILDIĞI HASTALIKLAR: Nedeni ne olursa olsun ağrılı olan tüm hastalıklarda kullanılan bir tedavi yöntemidir. Kireçlenme ve romatizmalar, omurga çevresi hastalıklarda (fıtıklar vb) çok olumlu sonuçlar vermektedir.
UYGULAMA ŞEKLİ: Sorunlu bölgelere veya belirli bir sinirin beslediği alana çıplak cilt üzerine konulan elektrotlar yardımıyla verilen özel bir elektrik akımıdır. Çeşitli tipleri vardır. Bu yöntem genellikle günde 30-60 dakika ve 10-15 seans kadar uygulanır. Uygulama ile vücutta endorfin isminde morfin benzeri bir hormonu salgılatarak etkisini göstermektedir.