Kardiyoloji Ünitesi

Kalp Hastalıkları dünyada en yaygın ölüm nedenlerinden biridir. Bu nedenle, hastaların bilinçlendirilmesinin büyük önemi olduğundan onlara sıklıkla çeşitli eğitim programları verilmektedir. Hastanemizde bulunan Kardiyoloji bölümü hekimleri hasta şikayetlerini dinledikten sonra tanıya varmak için çeşitli tanı yöntemlerine başvurular. Bunlara ait ayrıntıları “Kardiyolojik Tanı Ünitesi” bölümünde inceleyebilirsiniz.

EKG, Ekokardiyografi, Efor (Stres Testi),Talyum Testi ve Koroner Anjiyografi gibi yöntemlerle tanısı konulan hastalara Kardiyoloji uzmanları çeşitli tedavi seçenekleri oluştururlar. Bu yöntemlerden hangisinin ve nasıl bir sıralamayla izlenmesi gerektiği “Tedavi Algoritması” kurallarıyla belirlenir.

Hekim etkin ilaçlar verir. Yaşam kalitesini artıracak kontrollü egzersizler ve beslenme konularında öneriler yapar. Bunların yeterli olamayacak kadar sorunu fazla olan hastalara koroner damarların son durumunu ortaya koymak için anjiografik inceleme yapılır.

Kardiyoloji Bölümünün İlgi Alanları

a- Hipertansiyon

Nefroloji, endokrinoloji gibi dalların da ilgi alanına giren yüksek tansiyon ile mücadelede kardiyologların en önemli silahlarından biri de “Tansiyon Holter”idir. Hastanın koluna takılan ve belli peryodlarla 24 saat süre içinde tansiyonu ölçüp hafızasına kaydeden akıllı elektronik bir aygıttır. Holteri takılmış hasta evine gider ertesi gün hekim cihazı koldan çıkarır ve hafızadaki kayıtları inceleyerek hipertansiyon ile ilgili ayrıntılı bilgilere sahip olur. Böylece elde edilen veriler ışığında daha isabetli tedavi önerileri oluşturacaktır. 

b- Koroner Arter Hastalığı

Koroner damarlar kalp kasına gerekli oksijen ve besin maddelerini taşıyan atar damarlardır. Yaşlılık ve bazı risk faktörleri, yumuşak ve esnek olan bu damarların giderek sertleşmesine neden olur. Bu sertlikler (aterom plağı) damar içine doğru büyür ve zamanla koroner arter kan akımını yavaşlatırlar. Bazen de pıhtı oluşumuna neden olurlar. Sonuçta kan akımını tamamen engelleyip aniden damarın tıkanmasına neden olabilir.

Belirtileri: Koroner arterler daraldığında kalp kasına gelen kan miktarı azalır. Bunun belirtisi olarak göğüste gerginlik, yanmalı bası hissi, genellikle sol kol ve çeneye doğru yayılan ağrılar ortaya çıkar. Egzersiz ve stres gibi kalbin kan ihtiyacını arttıran durumlar bu şikayetleri başlatabilir ve dinlenildiğinde genellikle geçer. Bu tablonun adı “Angina Pektoris” dir. Koroner arter aniden tıkanırsa, kalp kası kalıcı olarak zarara uğrar. Bu durum uzun süre devam eden göğüs ağrısı ile birlikte olduğunda adı “miyokard enfarktüsü” (kalp krizi) olur.

Koroner arterlerde daralmaya neden olan plaklar genellikle atardamarın sınırlı bir bölgesinde bulunur. Daralmış kısmın ilerisinde damar çapı normaldir. Sorun bir veya iki damar ile sınırlı ise, mevcut darlık cerrahi işlem gerektirmeden bir nevi genişletme işlemiyle açılabilir. Bu işlemin ismi balon anjioplasti (PTCA)’ dir. Bu işlem KARDİYOLOG’ lar tarafından anjiografik x-ray cihazları ile gerçekleştirilir. Balonun yeterli olmadığı durumlarda ilaçlı ya da ilaçsız stentler konularak kan akımı yeniden optimal düzeye getirilir.

Eğer koroner arter hastalığı birçok damarı kapsıyor ve komplike ise, koroner arter by-pass cerrahisi gerekir. Bu ameliyatla, daralmış ya da hiç çalışmayan damarlara bacaktan veya uygun başka bir yerden alınan yeni damarlar eklenir. Taze kana ve oksijene aç bekleyen kalp kasları böylece rahat bir nefes alır. By-pass operasyonları Kalp-Damar cerrahları tarafından gerçekleştirilir.

c- Kalp ritmi bozuklukları (Aritmiler)

Kalp atışı sırasında kulakçıklar kasılır ve gevşemiş karıncıkları (ventrikül) kanla doldurur. Yarım saniye sonra, ventriküller kasılır ve içindeki kanı vücut dolaşımına verirler. Etkili bir kan dolaşımı için vücut istirahatde iken dakikada 60 ile 100 arasında atışı olan düzgün bir kalp hızının (RİTİM) sağlanması gerekir. Ritmin düzenlenmesi kalbin elektriksel sistemi tarafından oluşturulur. Her kalp atışı normalde sinüs düğümleri denilen özelleşmiş bir grup hücreden kaynaklanır. Bu sinüs düğümü kalbin üst sağ kulakçığında bulunur. Kalp atışları bu noktadan çıkan elektriksel uyarılarla sürdürülür. Bu nedenle normal kalp ritmine “sinüs ritmi” adı verilir. Kalp doğal ritminde çalışmadığı hallere “aritmi” adı verilir.

Aritmiler; ya karıncıklardan (ventriküler) ya da kulakçıklardan (atriyal)  kaynaklanırlar. Taşikardi (dakikada 100 atıştan daha fazla) hızlı kalp atışı,  bradikardi (dakikada 60 atıştan daha az) yavaş kalp atışıdır. Her taşikardi veya bradikardi bir hastalık olduğu anlamına gelmez.  

“Atriyal fibrilasyon”, kulakçıkların hızlı ve düzensiz atışıdır ve en yaygın görülen aritmidir. Atriyal fibrilasyon (AF) kulakçıkların elektriksel işlevini tamamen bozar. Atriyumlar dakikada 300 ile 400 atışa ulaşacak kadar hızlı çarpmaya bir nevi titremeye başlaması oldukça riskli bir durumdur. Buna “fibrilasyon” adı verilir.

Romatizmal kalp hastalığı, hipertansiyon, kalp yetersizliği gibi yapısal kalp hastalıkları atriyal fibrilasyona yol açan önemli risk faktörleridir. Bu durum; kalp kasında bozukluklar ya da pıhtı atması (emboli) gibi tablolara yol açmaktadır.

Fibrilasyonun düzeltilerek yeniden sinüs ritminin sağlanması için 3 farklı tedavi seçeneği vardır.

1- İlaç tedavisi; Bazı ilaçlar yeni atriyal fibrilasyona girmiş hastalarda sinüs ritminin tekrar geri dönülmesini sağlayabilir.

2- Anjiyografik yöntem; Anjiografi sırasında kalpte sinüs ritmini yeniden başlatmak için bazı ileti yollarının yakılması anlamına gelen “kateter ablasyon” yapılır. Erken yakalanmış AF olgularında özellikle eşlik eden başka bir kalp hastalığı yoksa bu yöntem yararlı olabilir.

3- Operasyon; İleri derecede ritim bozukluğu söz konusu ise bozuk olan kalp ileti sistemi etkisiz hale getirmek ve böylece normal sinüs ritmi sağlamak için titiz bir kalp cerrahisi yapılması gündeme gelir.

d- Doğuştan kalp hastalıkları

Çok sayıda çocuk, doğuştan kalp hastalığı ile doğarlar. Bu durum bazen yaşamsal sorunları da beraberinde getirir. Kalp kapakçık hastalıklarından karıncık ya da kulakçıklar arasındaki deliklere kadar çeşitli tipleri vardır. Bazıları sadece takip edilecek kadar hafif belirtilerle seyrederken kimi hastanın da hemen ameliyat edilmesi gerekir. İlk tanının konması ve takibi pediyatrik kardiyologların işi olup tedavi kararı olarak cerrahi seçilmiş ise hastanemizin deneyimli kalp cerrahları devreye girmektedir.

e- Kolesterol ve Trigliserid yüksekliği

Modern yaşamın dayattığı şeylerden birisi yanlış beslenme diğeri de hareketsiz (sedanter) yaşam sürülmesidir. Buna bir de genetik yatkınlığı eklediğinizde yüksek kan yağları ile yaşamanız an meselesidir. Kan kolesterol ve trigliserid düzeyleri, metabolik sendromun belirteçleri ile rotasını çizen kardiyolog hastasına en uygun tedavi önerilerini iletecektir.