Obezite Cerrahisi

Alınan gıdaların sindirim işlemi mide ve bağırsakların üst kısmında bu gıdaların parçalanarak vücut tarafından emilebilir maddeler haline gelmesi ve bağırsakların daha alt kısımlarındaki bölümlerinde bu maddelerin emilerek kana karışmasından oluşmaktadır. Cerrahi girişimler mideyi küçülterek alınan gıda miktarının azaltılması, mide ve bağırsaklar arasındaki yolları değiştirerek sindirim işleminin aksatılması ve bağırsakları kısaltarak alınan gıdanın emiliminin azaltılmasına veya bu girişimlerin beraber uygulanmasına dayanmaktadır. Obezite cerrahisi prosedürleri sırasında sindirim sisteminde ortaya çıkan değişiklikler, bir çok enzim ve hormon sistemini etkilemekte, başta beyin olmak üzere açlık ve beslenme ile ilgili bir çok mekanizmanın daha sağlıklı ve düzgün çalışmasını sağlamaktadır.
Bilinen ilk şişmanlık düzeltici cerrahi girişim 1960 yılında rapor edilmiştir. Açık yöntemlerle karın ön duvarı açılarak aşırı şişman hastalarda zor koşullarda uygulanan bu cerrahi işlemler cerrahlar için yarattıkları zorluklar ve hastalarda gözlemlenen yüksek oranlardaki komplikasyonları nedeniyle uygulanmaya devam etseler de yaygınlık kazanamadı.

Morbid Obezitenin Cerrahi Tedavisi

Laparoskopik cerrahi alet ve tekniklerinin gelişmesi diğer taraftan morbid obez hastalarının laparoskopik (kapalı) cerrahi teknikler ile tedavi edilmesi fikrini güçlendirdi ve sonunda 1983 yılında ilk defa şişmanlık cerrahisi kapalı olarak gerçekleştirildi. 1993 yılında ilk mide kelepçesi piyasaya çıktı ve 1995 yılında Fransa’da ilk başarılı mideye kelepçe takılan hasta serisi yayınlandı. Mide baypas operasyonları 1998 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde rutin olarak kullanılan bir cerrahi haline geldi.

Obezite nedeniyle birçok hastalığın ortaya çıkma olasılığı ciddi bir şekilde yükselmektedir. Bu hastalıklar arasında en çok bilinenleri yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalıklarıdır. Birçok bilimsel araştırma kilonun artması ile kan basıncının yükselmesi arasında direkt bir ilişki olduğunu ispatlamıştır. Buna şişmanlığa bağlı kan yağlarının yükselmesi ilave olduğunda damar sertliği, çeşitli vücut bölgelerindeki damar tıkanıklıkları ve kalp hastalıklarının sıklığı ciddi bir şekilde artış gösterir.

Mide Küçültme Ameliyatı


Mide küçültme ameliyatı, midenin büyük bir kısmı cerrahi bir operasyon ile çıkartılması şeklinde yapılır. Laparoskopik, yani karın duvarı kesilmeden, küçük deliklerden özel aletler ile girilerek yapılır. Bu sayede vücudumuz fazla strese maruz kalmaz ve tüp mide ameliyatı sonrası iyileşme, günlük yaşantıya dönüş oldukça hızlı olur.

Mide bypass ameliyatı

Amerika’da 5 yıl öncesine kadar en sık tercih edilen yöntemdir. Mide küçültme ameliyatının yaygınlaşması ile ikinci sırada tercih edilen yöntem olmuştur. Bu yöntemde mide hemen yemek borusu girişinin altından ikiye bölünerek küçük bir mide poşu oluşturulur. Bu ameliyatta mide küçültme ameliyatının aksine midenin herhangi bir parçası çıkartılmaz. Oluşturulan yeni küçük mide, ince barsak ile birleştirilerek; gıdaların büyük mide ve ince barsağın ilk kısmını bypass etmesi sağlanır. Bu sayede hem az yemekle doyma hem de alınan gıdanın daha az emilmesi amaçlanır.

Mide Küçültme Ameliyatı Kimlere Yapılır

Mide küçültme ameliyatları, genellikle ileri derecede obezite problemi olan ve diyet, spor gibi yöntemlerle kalıcı kilo verimini sağlayamayan kişilere uygulanan bir yöntemdir. Obezitenin derecesini belirlemek için en sık “vücut kitle indeksi” denen, kilomuzun boyumuza oranlanması ile elde edilen bir rakam kullanılır. Örnek olarak 2 metre boyunda 160Kg ağırlığındaki bir kişinin VKİ’si:
Boyun karesi 2×2=4,
Kilo/boyun karesi 160/4= 40
olarak belirlenir.
VKİ’nin normal oranları yaşa göre değişim göstermektedir. 19 – 25 arası sağlıklı aralık olarak kabul edilir. VKİ değerleri: 25 üzeri kilolu, 30 üzeri 1.derece obezite, 35 üzeri 2. derce obezite, 40 ve üzeri 3. derece obezite olarak kabul edilir. 35 ve üzerindekiler yandaş hastalıkları varsa, 40 üzerinde olanlar ise yandaş hastalık olmasa bile cerrahi tedavi için uygun olarak değerlendirilirler. Kas kütlesi çok olanlarda VKİ tek başına yanıltıcı olabilir. 30 – 35 arasında olup obezite ile alakalı yandaş hastalığı olanlardaki durum tartışmalıdır. Bu konudaki otorite derneklerden “Amerikan Metabolik ve Bariatrik Cerrahi Derneği” 1. derece obezitede cerrahi yaklaşımın, deneyimli cerrahlar tarafından, her hasta için özel değerlendirme yapılmasını önermektedir.
Yaş aralığı açısından mide küçültme ameliyatları kimlere yapılır sorusunun cevabı; mide küçültme ameliyatı için yaş aralığı 13 – 65 olarak verilmektedir. Çocuklarda ise en küçük yaş 13 olacak şekilde yine obezite cerrahisinde deneyimli bir merkez olma şartı ile ameliyatlara onay verilmektedir.
Psikiyatrik hastalık durumunda ise psikiyatristin onayı alınmak kaydıyla hastalığı kontrol altında olan kişilerde mide küçültme ameliyatı uygulanabilmektedir.

Mide Küçültme Ameliyatı Riskleri

Ameliyat olmak isteyenler en çok mide küçültme ameliyatı riskleri konusunda endişelenmektedir. 10 yıl öncesinde mide küçültme ameliyatları sonrasında komplikasyon oluşma oranları yaklaşık %2-5, ölüm oranları ise binde 2 olarak bildirilmişti. Günümüzde bu oranlar gelişmiş merkezlerde binde 1’in altına inmiş durumda. Obezite cerrahisi gelişen teknoloji ve zaman içerisinde cerrahların artan deneyimi sayesinde mide küçültme ameliyatı riskleri azalmış ve daha güvenli olmuştur.
Komplikasyonların başında kaçak ya da diğer adıyla sızıntı gelmektedir. Uygun tedavi teknikleri uygulanırsa daha kısa sürede ve tekrar ameliyat gerekmeksizin sızıntı tedavi edilebilir. Yine ameliyatı uygun bir hastanede ve deneyimli bir ekip tercih ederek yaptırmak hem kaçak riskini en aza indirir hem de olması durumunda tedavi olabilme ve düzelme şansınızı önemli ölçüde artırır.
Emboli, yine çok konuşulan ve sadece obezite cerrahisi ile ilgili olmayan, diğer tüm ameliyatlar sonrasında görülebilen, büyük olduğunda hayati tehlike oluşturabilen mide küçültme ameliyatı riskleri arasında yer alır. Burada yine en önemli konu emboli oluşma riskini en aza indirecek tedbirleri almaktır. Bunların başında kan sulandırıcı ilaçları kullanmak, ameliyat esnasında bacaklar etrafına sarılan ve aralıklı hava kompresyonu ile kan dolaşımını destekleyen cihazın kullanımı emboli riskini en aza indirecektir. Ameliyattan çıkan hastanın erken yürütülmesi yine emboli riskini azaltacak önlemlerden biri olacaktır.
Mide küçültme ameliyatı riskleri arasında yer alan kanama, çok sık olmasa da karşılaşılabilen durumlardandır. Çoğu zaman kendiliğinden durur, bazen kan vermek gerekebilir. Nadir olarak hastanın tekrar ameliyata alınması gerekebilir. Çoğu zaman hayati tehlike oluşturmaz.

Mide Küçültme Ameliyatı Sonrası

Konusunda uzman bir cerrah tarafından yapılması gereken mide küçültme ameliyatı, hastanın duruma göre birkaç gün hastanede kalmayı gerektirir. Hastaneden çıkıldıktan sonra evde ağır iş yapmadan birkaç günlük dinlenme sonrasında, iş ve sosyal hayata devam edilebilir. Ameliyat sonrasında hastanın iştahı eskisi ile kıyaslanamayacak kadar azalacaktır. Mide küçültme ameliyatı sonrası öncelikle sıvı ile başlayıp, sonrasında püre yapılmış gıdalar ile beslenmesine devam eden hastalar, 6. Haftada katı gıdaya geçebilmektedirler. Mide küçültme ameliyatı sonrası beslenme planı ile ilk altı ay içinde hastalar etkili şekilde kilo vermektedir. İlerleyen zamanlarda mide küçültme ameliyatı sonrası beslenme yine diyetisyen eşliğinde programlanmalıdır. Operasyon öncesindeki beslenme tarzına geri dönen hastalarda, midenin tekrar genişlemesi olmaksızın kilo almak mümkündür. Bu durum diyet ile kontrol edilemez ise mide küçültme operasyonu tekrarlanabilir ya da “bypass” türü alınan gıdanın emilimini de azaltan ikinci revizyon ameliyatı yapılabilmektedir.

Mide Küçültme Ameliyatı Sonrası Beslenme

Obezite cerrahisi sonrası beslenmede erken dönem öncelikle berrak ve kıvamlı sıvılar ile başlamaktadır. Mide küçültme ameliyatı sonrası sıvı döneminde besin alımının başladığı ilk günden itibaren açık sıvıdan koyu sıvıya doğru geçiş sağlanmaktadır. Bu dönem ilk 2 haftayı kapsamaktadır. 3. ve 4.Hafta püre ve yumuşak katı dönemi olarak devam etmektedir. Mide küçültme ameliyatı sonrası beslenme planı ilk bir ay için normal beslenmeye geçiş süreci olarak düzenlenmiştir.
Mide küçültme ameliyatı sonrası protein kaynakları beslenmede en çok tüketilmesi istenen gruptur. Bu nedenle sıvı dönemde tüketimine önem verilmektedir. Hastanede ilk olarak su, %100 elma suyu ile sıvı alımına başlanmaktadır. İlerleyen günlerde açık şekersiz çay, et/tavuk suyu şeklinde devam edilmektedir. Taburculukla beraber evinizde ilk 7 gününüz için hastanedekiyle aynı berraklıkta sıvılar tüketilmelidir. Evde devam edeceğiniz sıvılar ilk günlere ek olarak; ayran, light süt veya laktozsuz süt, 5. Günden itibaren başlayabileceğiniz, bakliyat, un, salça içermeyen süzülmüş çorbalar, %100 meyve suları ve şekersiz komposto şeklindedir. Mide küçültme ameliyatı sonrası sıvı dönemin 2. Haftasında kıvamlı sıvılara başlanabilir. 7. Günden itibaren süt ürünleri sulandırmadan da tüketilebilmektedir. Mide küçültme ameliyatı sonrası protein ihtiyacını yeterli miktarda karşılamak için protein tozu tuketilmeye başlanmalıdır. Bu dönemde rafadan yumurta, yumuşak peynir, çılbır, omlet gibi yumuşak katı denemeleri, kişilerin besinleri tolere edebilme durumları değerlendirilerek, denenmektedir. Katı et ve tavuk parçaları içermeyen çorbalar (10. Günden itibaren terbiye edilebilir) blenderize edilerek tercih edilebilmektedir.
Mide küçültme ameliyatı sonrası püre dönemi 3 ve 4. haftaları kapsamaktadır. Bu dönemde az yağlı, blenderize yiyecekler tüketilmelidir. Protein tozuna devam ederken et ve tavuk suları ile zenginleştirilmiş sebze püreleri tercih edilmelidir. Ayrıca et ve tavuk parçaları blenderize edilmemelidir. Et grubundan sadece balık eti yumuşak şekilde 21. Günden itibaren tüketilebilir. Obezite cerrahisi sonrası erken dönemde tüketilmemesi gereken besinleri midenin iyileşme sürecini olumsuz etkileyen ve sindirimi zor olan besinler olarak ikiye ayrılmaktadır. Örneğin asitli-gazlı içecek, türk kahvesi ve kafeinli kahveler, yağ ve yağlı yiyecekler, sofra şekeri ve şekerli yiyecekler, acı sos veya baharatlar sindirimi zor katı besin olarak et, tavuk, kuru baklagiller, çiğ sebzeler tüketilmemelidir. Obezite cerrahisi sonrası yemek tarifleri ile tat duyusundaki değişmeler kontrol altına alınabilmektedir. Bu noktada diyetisyeninizle iş birliği içinde olmanız oldukça önemlidir.

Mide Küçültme Ameliyatı Sonrasında Hastanın Hayatı Nasıl Değişir

Mide küçültme ameliyatının amacı, mide hacmini küçültmektir. Küçülen mide hacmi nedeniyle, erken tokluk hissi oluşmakta ve bu sayede gün içerisinde alınabilen gıda miktarı önemli derecede azalmaktadır. Mide küçültme ameliyatı sonrasında gıda tüketimi yaklaşık olarak ¾ oranında azalmaktadır. Mide küçültme ameliyatı sonrasında beslenme şekline dikkat edilmediğinde mide tekrar genişlemese bile kilo alımı olabilmektedir. Buna izin vermemek için ameliyat sonrası hastanın profesyonel bir ekip tarafından düzenli bir şekilde takibi esastır. Başarı, düzgün bir ameliyat kadar, mide küçültme ameliyatı sonrası uygun bir takiple mümkündür.

Mide Küçültme Ameliyatı Olanlar

Mide küçültme ameliyatı ile ilgili en çok merak edilenler arasında mide küçültme ameliyatı yorumları yer almaktadır. Mide küçültme ameliyatı olanlar neler yaşadı, sonrasında hayatları nasıl değişti, zorlukları nelerdir kendilerinden duyulmak isteniyor.